Wednesday, September 26, 2007

aylar boyunca, bi' dizi, bi' film eşliğinde uykuya dalmaya alışınca; monitörün kapama düğmesine yeterli kuvveti uygulayıp kapanmasına önayak olduktan sonra, ilgisizlikten(!) bitap düşmüş vaziyette yatağa uzanıp yorganlar altına gömülmek ve kendini karanlıklar içinde geleceği, geçmişi, işi, aileyi, arkadaşları düşünürken bulmak çok ama çok ürkütüyormuş insanı.
tamam genellememeli belki de..
ne kadar ürkütür diğer insanları?
kaç kişi o diğerleri?
beni ürkütüyormuş bu karanlık, küçücük odada.. bu soğuk/salak yatakta.

o korkudan pay çıkarıp zevk almaya çalışmak; "eskiden böyle uyurdum, güzeldi düşüncelere dalmak. eski güzel alışkanlıkları yeniden kazanmaya çalışmanın nesi korkutucu?" diye içlenmekse tamamen densizlikmiş, kendini kandırmaktan öteye gidemezmiş ayrıca..

düşünmeye devam ettikçe, kendi içinde tartışma sürdükçe daha derine düşüp en derin karanlıklarla yüzleşiyorsun. aylar boyunca, gelecek korkunla yüzleşmemek için sızana değin dizilere, filmlere sığınmış olduğunu anlıyorsun. ikiye katlanıyor korkun. korkuyu ikiyle çarpacak kadar iyi değil matematiğim(!) ama o artışı sezebilecek kadar kendimdeyim hala.

yalnızlıktan korkmak için kendini yalnızlaştırmak yapabileceğin en büyük ve -ne acı ki- en sevdiğin yanlışmış. tekrarlamaktan en çok zevk aldığın ve en çok acı veren yanlış...

Friday, August 03, 2007

deneme tahtası
yanılma paftası

...

heroes season 2 promo

Sunday, July 01, 2007

dirildi bu bildiğin..


eski görünümüne yeniden kavuştu, arşivi de bi' şekilde geri getirdim ama o arşiv dosyalarına bi' ara el atmam gerekiyor; yamuk onlar baya...

(doğum günü maaş günü ehe)

Thursday, June 28, 2007

son 13gündür olduğu gibi bugün de saat tam 09:01'de boğazımda bir kuruluk, delicesine bir suya yanmışlıkla uyandım. küresel ısınma, susuzluk, klima satışlarındaki patlama çelişgeninde yalnızca buzluk kısmının 3de 1'i çalışan canım buzdolabımızdan şişeyi kaptığım gibi kandım suya. uyandığım saniyeden beri aklımda bir tezahürat; 80ler sonları 90lar başlarından, or-an'dan, atatürk sitesinden kalma bir mahalle maçı tezahüratı :

1 2 3 yetmez

4 5 6 olsun!

beko bobi bülbül koysun,

bizim takım şampiyon olsun !

(
bırak benle virgül-)

beko takımın en kısa, takımın en teknik, takımın en karizmatik futbolcusu..
bobi daha silik ve belki de o silikliğiyle kendini bir güzel kamufle edip golleri ardarda sıralayan görünmez kahraman.
bülbül ise takımın en uzunu, en bi' ortaları affetmeyeni, en bi' kafa gollerinin vazgeçilmezi.

uzatmanın alemi yok; kafamdaki asıl soru şu: "nerede bu adamlar ey internet?!"
(ariston yetikili servisi bul)

Monday, June 25, 2007

Sunday, April 15, 2007

...